Şampiyonlar ligi sonuçları

UEFA Şampiyonlar Ligi gruplarda ilk hafta maçları tamamlandı. İşte gruplarda alınan sonuçlar;

(A) Grubu:

Twente-Inter: 2-2

Werder Bremen-Tottenham Hotspur: 2-2

(B) Grubu:

Olympique Lyon-Schalke 04: 1-0

Benfica-Hapoel Tel Aviv: 2-0

(C) Grubu:

Manchester United-Glasgow Rangers: 0-0

Bursaspor-Valencia: 0-4

(D) Grubu:

Barcelona-Panathinaikos: 5-1

Kopenhag-Rubin Kazan: 1-0

15 Eylül Çarşamba

(E) Grubu:

Bayern Münih-Roma: 2-0

Cluj-Basel: 2-1

(F) Grubu:

Marsilya-Spartak Moskova: 0-1

Zilina-Chelsea: 1-4

(G) Grubu:

Real Madrid-Ajax: 2-0

Milan-Auxerre: 2-0

(H) Grubu:

Arsenal-Braga: 6-0

Shakhtar Donetsk-Partizan: 1-0

Yorum bırakın

Cimbom’da al Cana Kriz

Hollandalı hoca, Gaziantep maçında son 10 günde sadece 3 kez takımla çalışan Ayhan’ı ilk 11′de sahaya sürerken, Arnavut futbolcuyu 90 dakika kulübede bekletti

Cim-Bom’da Teknik Direktör Frank Rijkaard ile Lorik Cana arasındaki kriz büyüyor. Sarı-kırmızılı takımda, Gaziantepspor önünde zor da olsa elde edilen galibiyetin mutluluğu yaşanırken, Rijkaard’ın kendisinden habersiz transfer edilen Arnavut oyuncuya karşı tavrını sürdürmesi sıkıntı yarattı.
Hollandalı hocanın, Gaziantep maçında 10 gün boyunca salonda çalışan ve sakatlığı kamuoyuna açıklanmayan Ayhan Akman’a ilk 11′de forma verirken Lorik Cana’yı 90 dakika yedek kulübesinde bekletmesi, sarı-kırmızılı futbolcuları bile şaşkına çevirdi. Rijkaard’ın kadroda bulunan 8 yabancıdan sadece Cana’yı hiç oynatmaması yönetime ince bir mesaj olarak yorumlandı.
Eskişehirspor maçında iç yan bağları esneyen ve bu nedenle 10 günde sadece 3 kez takımla birlikte antrenmana çıkan Ayhan’ın ilk 11′de sahaya sürülmesi, Cana’yı hayal kırıklığına uğrattı. Transfer tercihleri konusunda Rijkaard ile yönetim arasında yaşanan sıkıntının adeta kurbanı olan Arnavut futbolcunun son derece moralsiz olduğu bildirildi.

YÖNETİM TRANSFER ETMİŞTİ

Rijkaard düzenlediği basın toplantısında Cana’yı savaşçı kimliği yüzünden yönetimin transfer ettiğini belirterek, futbolcunun kendisinden habersiz alındığı imasında bulunmuştu.
Milliyet

Yorum bırakın

Hangi şehir en değerli

Dünyada 106 ülkede oynanan, 40 ayrı dilde üretilen ve dünyanın en popüler kutu oyunlarından biri olan Monopoly’nin, Türkiye’nin 22 şehrinden oluşan yeni versiyonu Monopoly Türkiye çıktı! Türkiye’nin dört bir yanından şehirlerle oluşturulan Monopoly Türkiye’de hangi şehirlerin yer alacağı tüm Türkiye’nin oylarıyla belirlendi. Noter denetiminde, 11 Ocak- 28 Şubat tarihleri arasında www.turkiyeoyveriyor.com adresi üzerinden yapılan oylamada Türkiye’nin dört bir yanından 700.000’den fazla oy toplandı. Oylama süresince site toplam 5.6 milyon kez görüntülendi. 81 şehir arasında yaşanan büyük ve heyecanlı yarışta seçilerek oyun alanına girmeye hak kazanan iller, değer sırasına göre Giresun, İstanbul, İzmir, Sivas, Eskişehir, Ankara, Elazığ, Malatya, Trabzon, Rize, Ordu, Erzurum, Samsun, Mersin, Çorum, Çanakkale, Kastamonu, Gaziantep, Kocaeli, Adana, Bursa ve Antalya oldu.

EN UCUZLAR ANTALYA VE BURSA

Monopoly Türkiye oyun alanındaki en değerli noktalarda Giresun ve İstanbul bulunurken, büyükşehirlerden Antalya ve Bursa en ucuz noktalarda yer alabildi.

10 ÜLKE YEREL MONOPOLY’YE SAHİP

Şu anda sadece Almanya, İngiltere, Fransa gibi 10 ülke kendi şehirlerinin yer aldığı yerel Monopoly versiyonlarına sahip. Türkiye de kendi yerel oyununu oluşturarak bu ülkeler arasında yerini aldı. İllerin belirlenmesi için yapılan oylamada ortaya ilginç bir tablo çıktı ve Giresun en değerli şehir olurken, Adana, Bursa ve Antalya gibi büyük iller ev ve otel dikmek için en ucuz iller oldu. Şaşkınlık yaratan benzer sonuçlar diğer ülkelerin Monopoly oylamalarında da elde edilmişti; Londra ve Paris gibi büyük metropolleri oylarıyla geride bırakan küçük şehirler, oyunda da olsa birer “başkent” olmayı başarmıştı.

İstanbul, oyundaki en değerli 2 şehirden biri olmayı başarırken; başkent Ankara ancak 6. sırada yerini alabildi.

EN ÇOK İL KARADENİZ’DEN

Oylama esnasında Karadeniz illeri arasında ilginç bir dayanışma yaşandı ve Karadeniz Bölgesi, toplam 7 iliyle oyun alanında en çok ili olan bölge oldu!

2 ay boyunca süren ve tatlı bir rekabetin yaşandığı halk oylamasında ortaya çıkan ilginç bir sonuç da Karadeniz bölgesi illerinin baskınlığı oldu. Karadeniz illeri arasında ilginç bir dayanışmanın yaşandığı oylama sonucunda, oyun alanında Karadeniz’den Giresun, Trabzon, Rize, Ordu, Samsun, Çorum, Kastamonu olmak üzere 7 il yer aldı.

“ŞEHİRLERİN TANITIMI İÇİN CİDDİ FIRSAT”

Monopoly’nin üreticisi Hasbro’nun Pazarlama Müdürü Arzu Çeltekoğlu, oyunu şehirlerin tanıtımı için ciddi bir fırsat olarak gördüklerini ifade ederek, “Yıllardır Monopoly’nin birçok versiyonu Türkiye’de Monopolyseverler tarafindan oynandı. Bugün artık Türkiye’nin kendine özel, sadece Türkiye için üretilen Monopoly’si var. Bu oyun, ülkenin kendi Monopoly’si olduğu için, oyunda hangi illerin, nerelerde yer alacağına halkın kendisi karar veriyor. Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkelerden sonra Türkiye de kendi referandumunu yaptı. Bu seçimde de en iyi propagandayı yapan ve yarışmaya en sıkı sarılan taraf birincilik ipini göğüsledi. Giresun’u yürekten tebrik ediyoruz. Giresunlular, inanılmaz bir örgütlenme ve dayanışma içinde illerini İstanbul’un bile üstüne taşıdılar, hatta Karadeniz bölgesinin dayanışmasını da sağlayarak, o bölgeden en fazla ili oyuna sokmayı başardılar. Monopoly Türkiye ile oynayan çocuklar, Türkiye’nin güzelliklerini de bu sayede tanımış olacağı için büyük mutluluk duyuyoruz”dedi

Yorum bırakın

Defter öykü

divxfilmizle.biz

Yirmi bir sene olmuştu… Tam yirmi bir sene… Yirmi bir sene sonra üzeri tozlanmış bu defteri on ikinci sınıftaki ders kitaplarının arasında bulmuştu…Kırk yaşını bir deli gömleği gibi giydiği şu sıralarda bu defter ona adeta tarihi yeniden yazdırıyordu.On dokuzuna bir daha başlıyordu sanki bugün…

Yirmi bir sene olmuş sevgi sözcükleri fısıldamayalı bir kulağa… Bir ayna karşısında kravatını bağlayıp, ilikleyip ceketinin düğmelerini, kendi kendine mırıldanmayalı sevda sözcüklerini yirmi bir sene olmuştu… Her gün saatlerce alıştırma yapıp da bir tek sevda sözü söyleyememenin sıkıntısını… Bir çift mavi gözün içine bakıp da tek bir sevda sözü fısıldamak isteyip de becerememenin sıkıntısını çekmeyeli tam yirmi bir sene olmuştu. İsmini haykırmak isteyip de haykıramayalı, ona bakarken derin bir acıyla kıvranmayalı tam yirmi bir sene olmuştu. Kimseye bir daha öyle anlamlı bakmamıştı… Talipleri olmuştu tabi, güneşe bakınca yeşile dönen ela gözleri ve bembeyaz çehresiyle çok canlar yakmıştı. Ancak onlara gönüllerini yalamalarını söylemişti hal diliyle… Nasıl söylemesindi ki! Aşk ona göre koca bir yalanken kendini mi kandırsaydı?

‘Vay be!’ diye geçirdi içinden…Vay be…Demek o ayrılık dedikleri sensin ha…İnanamıyorum, sahi bu kadar vefasız mıydın? Kitapların arasına mı gizlenmiştin bunca zamandır niye gelmedin? Yirmi bir sene sonra kendini hatırlatıp gözyaşlarına boğmak için mi yaptın bunu?

Oturduğu apartmanın bodrum katındaki depoya saklamıştı kitaplarını.Ama bu defter!…Bu defter nereden çıkmıştı şimdi? Bunları yaşayanın kendisi olmadığına yavaş yavaş ikna oluyorken tokadını bir cevap gibi niye savuruyordu ki şimdi yüzüne bu defter? Al işte senin geçmişin bu! Şimdi ve burada mı diyordu ona?

Defteri ürkek, çekingen tavırlarla ellerinin arasına aldı… Üzerindeki tozu silerken elleri titriyordu… Bir süre öyle kalakaldı, ona bir düşman gibi bakıyordu. Şimdi o sayfaların arasında kendi hikayesini okuyacaktı… Romantizm, bodrumun bir kapanıp bir açılan loş ışığıyla tezahür ediyordu…

Kapağını açtı… İlk sayfayı okumaya koyuldu…

‘Yırttığın defter yüzünden seçtim bu hediyeyi. Maalesef seninkilerin yanında çok basit.
Sana sevgimin ne çok olduğunu anlatmak istiyorum ama aşk ya tarif edilemiyor. Hani klasik cümleler vardır ya: ‘BİTMESİNİ İSTEMEDİĞİM GÜZEL BİR RÜYA GİBİSİN.’ İşte sen de benim için böylesin. İnşallah bütün bir ömür görürüm seni…

Defteri her açtığında seni mutlu edecek bir şeyler görmeni istiyorum. Bu yüzden de sevgimi anlatmak istiyorum ama olmuyor. Ama emin ol SENİ ÇOK SEVİYORUM.
Öyle çok aşığım ki sana… Senin için bütün bir ömrümü feda edebilirim. Seni her şeyden çok, hiç kimseyi sevmediğim kadar çok seviyorum… İyi ki seninim ve iyi ki varsın Sevdiğim…

Seni Çok Seviyorum…

Hümeyra…’

Mine-l aşkk!…Sayfaya gözyaşları arasından bakıyordu…Büyük harflerle seviyorum yazmış.
Gözyaşları ıslattı yazısını. Mürekkep dağıldı. Artık dayanamayacağını düşündü, başlamadan bıraksa mıydı?…

Daha ilk sayfadan yere çöktü… Eski püskü bir iskemleye tutundu yerden kalktı üzerine savrulmacasına oturdu… Ayakta duramıyordu…

Tarih yeniden yazılıyordu…

Defteri her açtığımda beni mutlu edecek bir şeyler görmemi istiyormuş. Peki şimdi mutlu muydum?

Yırttığım defter yüzünden bu hediyeyi seçmiş. Niye yırtmıştım ki sanki o defteri. Niye kıskanmıştım ki ondan duygularımı. Niye kırılacağını bile bile görmemesini istemiştim ki? Sanki bilseydi ona yazdığım şiirleri ne olurdu? Bilseydi onsuzluğun ne kadar acı olduğunu bugün böyle mi olurduk? Defol dediğimde ona, git dediğimde ciddi olmadığımı anlardı belki o zaman… Sadece aptal bir gurur olduğunu pekala tahmin edebilirdi… Niye yaptım ki, niye?…

Sayfaları biraz daha çevirdi… Biraz ortalarda bir çiçek… Kurumuş, solmuş…

İnsanda eğer birazcık vefa duygusu varsa, birgün almış olduğu o çiçek solsa bile onu defterinin arasında saklar, ayaklar altına atmaz…

İncitmeden o nazlı çiçeği parmaklarıyla aldı… Gözlerini kapadı, gözyaşları yanağından süzülürken burnuna götürdü çiçeği ve bir süre kokladı. Bir kaç dakika hareketsiz durdu.

Aşkın kokusu olur muydu? Oluyormuş işte…

Kokladı… Kokladı…Kokladı… Alemler arası seyahatteydi şu an… Şimdiden geçmişe mi gitmişti ne? Bu defter zaman makinası mıydı Allah’ım? Durup dururken onu özlüyor olmam neden? Aşk’a inanmayan ben, gençliğimin Leyla’sına sığındım neden? Verdiği çiçekleri özlüyor oluşum neden?

Şu kurumuş, solmuş çiçek misali…Biliyorum elbet eskisi gibi olmaz bu çiçek…Ama anısı pek derin…

Hayatın film şeridi gibi gözlerin önünden geçmesi böyle bir şey galiba… Trenin vagonlarına benzettiğim şu şeritler, ne kadar çoklar Allah’ım!… Yakalayamıyorum ki bineyim…

“Senin için buldum…” demişti elindeki çiçeği göstererek… ‘Senin için’…

Etrafımı göremiyorum, sesleri duyamıyorum… Beynim ona kilitleniyor ve birlikte dolaştığımız zamana…

Yoksa aşk aşkına esir düşmüşü müydü insanın?

Başı dönmeye başladı…Önce ışık söndü…Defter elinden yere düştü…
Gözleri karardı…

Karardı…

Karardı…

İskemleyle birlikte yere düştü, çiçek salık avucunun arasında serbestti… …

…………………

Telaşla ikişer üçer atlayarak merdivenlerden yukarı çıktı.Dış kapıyı açtı, yağmur çiseliyordu.Caddeler boştu.Biraz sokaklarda yürüdü.Onunla geçtiği caddelerden geçti tekrar tekrar.Birlikte baktıkları o gökyüzüne şimdi yalnız bakıyordu.Hala değişmemiş diye geçirdi içinden.Birlikte gittikleri o parka gitti.O gün ısrar etmesine rağmen binmediği o salıncağa bugün tek başına bindi.Biraz sallandı,hayallere daldı ve tıpkı eski günlerdeki gibi olduğunu varsayarak kendini avuttu.Eski okuluna gitti. Duvara el ele tutuşarak yazdıkları isimleri hala duruyordu, o kalp de…Birlikte tuttukları kalem nasıl da titremişti öyle…
O pencere kenarında biraz bekleyip eskiden olduğu gibi dışarıya baktı. Yine sevdiğinin kendisini bunu yaparken seyrettiğini sandı.
Sanki biri gerçek biri hayal iki kişi dolaşıyordu okulun koridorlarında… O’nun sınıfına gitti, tahtada bir yazı ‘Cok uzaktasın beni duymazsın unuttun belki de hatırlamazsın hani derdin ya sen bir tanesin bir tanen burada Sen neredesin?’

Oldum olası sevmezdi böyle hazır yazıları ama şimdi bunu sevmişti.Tam da bugün kendisi için mi yazdırmıştı kendini bu yazı?…

Okuldan çıktı. Yağmur şiddetini artırmıştı, hava kararıyordu yavaştan. Akşam ezanına 5 dakika filan vardı. Yağmur hızlandı hızlandı ve hızlandı…

Sırılsıklam o yağmurda ıslanmıştı, işte sırılsıklam bir aşık…

Elinde sımsıkı tuttuğu sevdiğinin verdiği o solmuş çiçekle gözyaşları saçlarından sızan yağmura karışarak, onun kapısının önüne gitti, o kapıda bekledi ve zili asla çalmadı. O kapı önünde saatlerce ağladı…

Tarih yeniden yazılıyordu…

O sırada kapı açıldı.İçeriden mavi gözlü kız çıktı, şaşırdı.Karşısında gördüğü insan O’ydu.Gözlerinden tanıdı onu.

Gizlemek istedi kendini ama başaramadı, üşüyordu elinde çiçekle… Saçlarından sızan yağmur ve gözyaşlarıyla, ürkek kaldırdı başını,biraz utangaç bir edayla, biraz da titrek ses tonuyla,

Sen.. dedi…
Seni … dedi…
Çok dedi…
Çok seviyorum…
Seni her şeyden çok, hiç kimseyi sevmediğim kadar çok seviyorum…

Bitmesini istemediğin şu rüya bitmese?Gel desem gelmez misin?Tut desem tutmaz mısın eli mi?

Gel!…

Çiçeklerin olmasın ne fark eder, ama gel!…

Önce biraz sustular, sonra bakıştılar, yine içi acıdı gözlerine bakarken…Yirmi bir sene sonra bakışlar yine anlam bulmuştu…

Sevda sözcüğü fısıldadı kulağına,

Çiçeğim dedi ona…Çiçeğim…

Artık bu hasret bitecek!…

Sımsıkı sarıldılar sonra…

Ağladılar…Ağladılar…Ağladılar…

………………………………
……………………………….
………………………………

Başında doktor vardı.
-Neredeyim ben?
-Geçmiş olsun efendim.Sadece küçük bir baygınlık geçirdiniz.
-O nerede?
-Kimden bahsettiğinizi anlamadım efendim…

Sustu …Ve anladı.

Bitmesini istemediği rüya çoktan bitmişti…

Muhammed Yeniyıl

Yorum bırakın

Trabzonspor’dan ‘gol’bastı

Bordo Mavililer’e galibiyeti getiren goller Yattara (2), Selçuk, Teofilo (2) ve Burak’tan gelirken, Sivasspor’un tek golünü ise Cihan kaydetti. Bu galibiyetin ardından Trabzonspor 4. maç sonunda puanını 10′a çıkardı.

MAÇIN ÖNEMLİ ANLARI

GÜNEŞ’İN ÜÇ FORVET TERCİHİTrabzonspor teknik direktörü Şenol Güneş, Sivasspor maçında çok cesur bir ilk 11′le sahaya çıktı. Dünyada ve Avrupa’da bir çok takım sahaya tek forvetle çıkarken Güneş, takımını 3 forvetle maça çıkardı ve Jaja, Umut ve Teofilo’ya ilk 11′de şans verdi.

İLK TEHLİKELER TRABZONSPOR’DAN
Maça hızlı başlayan ev sahibi Trabzonspor oldu. Bordo Mavililer, maçtaki ilk tehlikeli atağını 7. dakikada gerçekleştirdi ve Teofilo’nun ceza sahası içinden çektiği şutta top çok az farkla auta gitti. Bu pozisyondan iki dakika sonra ise Giray, serbest vuruştan gelen topa kafayla vurdu ancak, top üst direkten geri geldi.

YATTARA’DAN ŞİİR GİBİ GOL
Maçtaki istekli oyununu sürdüren Trabzonspor, aradığı gole 31. dakikada ulaştı. Kazanılan serbest vuruşta topun başına Ibrahima Yattara geçti ve topu süper bir vuruşla Sivasspor ağlarına gönderdi.

ŞOV DEVAM ETTİ
Sivasspor yediği golün şokunu yaşarken 2 dakika sonra ise Trabzonspor’un 2. golü geldi. Hızlı gelişen atakta Giray, şık bir pasla topu Yattara’ya aktardı. Gineli oyuncu da ceza sahasına girip şık bir plaseyle topu 2. kez Sivasspor filelerine gönderdi ve 34. dakikada skor 2-0 oldu.

BİR JENERİKLİK GOL DE SELÇUK’TAN
Maçtaki Trabzonspor fırtınası bitmek bilmedi… Arka arkaya gelen gollerle skoru 2-0′a getiren Bordo Mavililer, farkı 3′e çıkaran golü ise Selçuk İnan’la buldu. 38. dakikada yaklaşık 25 metreden bir şut çıkaran Selçuk, mükemmel bir gol attı ve Trabzonspor iyice rahatladı.

Kalan dakikalarda başka gol olmadı ve ilk yarı Trabzonspor’un 3-0′lık üstünlüğüyle sona erdi.

CİHAN UMUTLANDIRDI
Konuk Sivasspor, 3-0 sona eren maçın ikinci yarısına iyi başladı. 47. dakikada ceza sahasına giren Mehmet Yıldız, Egemen’den sıyrılıp topu kaleye göndermek istedi, kaleci Onur’dan seken top Cihan’ın önünde kaldı. Cihan da topu boş kaleye göndermekte zorlanmadı: 3-1

TEOFILO DA SESSİZ KALMADI
Trabzonspor, yediği golden sonra da oyundan düşmedi. Arka arkaya pozisyonlar bulan Bordo Mavililer, 59. dakikada Teofilo’nun attığı golle skoru 4-1 yaptı.

YATTARA’YI ALKIŞLATTI
Trabzonspor teknik direktörü Şenol Güneş, Sivasspor karşısında adeta futbol resitali yapan Gineli Yattara’yı maçın 74. dakikasında oyundan çıkardı ve taraftarlara alkışlattı. Yattara’nın yerine oyuna dahil olan isim Alanzinho oldu.

FARK 4′E ÇIKTI
Oyuna sonradan dahil olan Alanzinho, maçın 75. dakikasında Teofilo’ya müthiş bir pas verdi ve Kolombiyalı Teofilo da bu pası golle değerlendirdi.Bu gol, Teofilo’nun ikinci, takımının ise 5. golüydü: 5-1

SEDAT KIZARDI
Yenilen gollerden sonra iyice oyundan düşen Sivasspor’da oyuncuların sinirleri de bir hayli gerildi. 79. dakikada yan hakemle bir diyaloğa giren Sedat Bayrak, Bülent Yıldırım tarafından kırmızı kartla oyun dışına gönderildi.

KAPANIŞI BURAK YAPTI
Herkes maçın 5-1 biteceğini tahmin ederken son olarak sahneye Burak Yılmaz çıktı. Serkan Balcı’nın akıl dolu pasını iyi değerlendiren genç oyuncu, attığı golle maçın skorunu belirledi: 6-1

Stat: Hüseyin Avni Aker
Hakemler: Bülent Yıldırım xxx, Mehmet Şahan Yılmaz xxx, Mustafa Sönmez xxx
Trabzonspor: Onur xx, Serkan xxx, Giray xxx, Egemen xxx, Ferhat xxx, Selçuk xxx, Colman xx, Yattara xxx (Dk. 72 Alanzinho x), Umut xx (Dk. 64 Barış x), Jaja xx (Dk. 82 Burak xx), Teofilo xxx

Sivasspor: Ramoviç x, Ivanovs xx, Sedat x, Mehmet Nas x, Kadir x, Mehmet Yıldız x, Ceyhun x (Dk. 75 İbrahim x), Cihan xx, Abdurahman x, Uğur x (Dk. 46 Sedat Yeşilkaya x), Ferhat x (Dk. 29 Murat x)

Goller: Dk. 31 ve 34 Yattara, Dk. 38 Selçuk, Dk. 59 ve 75 Teofilo, Dk. 89 Burak (Trabzonspor) Dk. 47 Cihan (Sivasspor)

Sarı Kartlar: Dk. 70 Ferhat (Trabzonspor), Dk. 30 Sedat, Dk. 50 Murat, Dk. 63 Mehmet Yıldız, Dk. 70 Ceyhun (Sivasspor)

Kırmızı Kart: Dk. 79 Sedat Bayrak (Sivasspor)

Yorum bırakın